21.03.2010

ETHEM BAKIRLIOĞLU’NUN ARDINDAN

Eşimle birlikte ev ziyaretine gittiğimiz bir gün, oturma odasında, kitaplığının vazgeçilmez bilgi hazinesi olan “Meydan Larousse” Büyük Lugat ve Ansiklopedi’nin tam takımını görünce hayretimi gizleyememiştim.

“ Ölüm güzel bir insanın değerini ve hikâyesini anlatır.”
    
Akhisar’ın tanınmış(eşraf) ailelerinden birisi olan Ethem Bakırlıoğlu’nu geçen hafta Pazar günü(14.03.2010) kaybettik. 1926 yılında Akhisar’da doğan Ethem Bakırlıoğlu, ilköğrenimini Akhisar’da yaptıktan sonra, ortaöğrenimini İzmir Ticaret Lisesi’nde1946’da tamamladı.. İstanbul’da vatani görevinden sonra(1950) iş hayatına atıldı. Girişimci ruhu,  içten tavrı, velut konuşkanlığı, öngörülü özelliği ile temayüz etti. Bununla birlikte, siyasi yapılanmada CHP’de önder olabilecek bir kapasitede olmasına karşın; o, hep Akhisar’ın mamur ve müreffeh kalkınmasında akıl veren, yol gösteren aydın bir iş adamı olarak hizmet verdi.  Cumhuriyet Dönemi’nin üçüncü kuşağının idealist bir genci; varlıkla-yokluğu içeriden tanıyan, çalışmanın, eser bırakmanın erdemine ulaşma yollarında var gücüyle çalışan, çocuklarına, yeğenlerine, etrafına bu ilkeleri benimseten aydınlanmacı güzel insandı…

İzmir- Balıkesir devlet karayolu güzergâhında bulunan International Traktör arazi ve tarım araçlarının Akhisar distribütörü olması nedeniyle tarım işleriyle uğraşan insanlara canlı bir atmosferde açıklayıcı bilgiler verir, çay içirtir, onları güzel sözlerle aydınlatır, köylünün üretimde verimli, randımanlı çalışmasını sağlardı. Doğaldır ki, işyerinin karayolu ve demiryoluna yakın olması da bulunmaz bir mekândı. Zaman zaman okul çıkışı uğrar, zevkli sohbetlere dalar giderdik. Şunu da unutmadan geçemeyeceğim; ilçenin bürokrat kesimleri de ona karşı sevgi ve saygı gösterirlerdi. Diyebilirim ki, çeşitli meslek gruplarından sözü/sohbeti dinlenen kişilerin uğrak yeriydi.  Ben onu, esnafın kültürlüsü diye tanımlardım.

Eşimle birlikte ev ziyaretine gittiğimiz bir gün, oturma odasında, kitaplığının vazgeçilmez bilgi hazinesi olan “Meydan Larousse” Büyük Lugat ve Ansiklopedi’nin tam takımını görünce hayretimi gizleyememiştim. Bununla birlikte, kitaplar ve dergiler de rafları dolduruyordu. İş hayatından arta kalan zamanını okumak, araştırmak, tabiatla baş başa olmak onun vazgeçilmez uğraşlarından biriydi. Ağacı; özellikle zeytin ağacına karşı gösterdiği ilgi, sevgi ve hassasiyet onun önemli özelliğinden biriydi. Zeytin ağacını kutsal bir ağaç olarak görür: severek bakmanın verimi artıracağına inanır; üretime kazandırılan her şey onun için bir ibadetti. Bakırlıoğlu müessesesinin duygusal ve ekonomik dengesinde,  var olmasında katkısı unutulmaz. Onda şu üç hasleti yakından izledim:1- Çalışarak verimli olmak. 2- Dürüstlük, hak ve hukuka saygılı olmak. 3-Kazanılan parayı yerinde kullanmak ve harcamak. İşte onun en önemli iş kuralarından olmazsa olmazları!…

Yıllarca bu ilkeler çerçevesinde aile kurumunu ayakta tutmaya çalıştı. Onun işine verdiği önem, işine karşı bağımlılığı had safhadaydı. Onun başarılı bir iş adamı olmasının arkasında hiç şüphesiz ki, sevgili eşi, zarif, kibar, alımlı hanımefendi Zuhal Bakırlıoğlu idi. Bize yılların ardından Ethem Amca’nın iş disiplinine verdiği önemi şöyle dile getirmişti: “ Benim için önce iş gelir. İşte başarılı olmak için çalışmak gerekiyor derdi.Yirmi dokuz yıl bu kapıdan sabahları 06;30’da çıkardı.”

Akhisar’da öğretmenlik yaptığım altı yıl içinde(1979-1985) onunla doyumsuz sohbetler ettik. Engin hayat tecrübesinden yararlandım. Resmiyet ve samimiyeti birbirinden ayıran, teşrifatçı ve girişimci ruhunu sentezleyen zarif, kibar ve yol gösterici, fikir taşıyıcı,  bir insanı yakından tanımanın heyecanını her dem duyumsarım.. Her zaman dost meclislerinde söylerim: Aslında,  Anadolu  gizemli bir kaynaktır. Yer altı, yer üstü zenginliklerini iyi işleten, verim alan, ülke ekonomisine katkı sağlayan, insan kaynaklarını iyi değerlendiren kişilere sahip çıkılmasını söylerim. Her daim söylediğim “Taşranın Gri Aydınlığı”nı aydınlık yarınlara götürmeye çaba sarf eden müteşebbis ruhlu, dürüst, çalışkan insan kaynağını, sosyal adalet çerçevesinde değerlendiren, ülke üretimine katkı sunan, idealist düşüncelerini çevresine veren, çalışma azmi ve iradesini sabır ve sebatla yürüten bir insan potansiyelini değerlendirmek gerekiyor. Her ilin, ilçenin, beldenin ve köyün renkli simalarını  değerlendirmektir asıl amacımız. İşte bu kategori içine giren altmış yıl verimli çalışmanın peşinde koşan Ethem Bakırlıoğlu’nun yaşam serüveni…

 
Dostluğun erdemine ulaşan iki insan…
 
Rahmetli Ethem Bakırlıoğlu ile ölünceye kadar arkadaşlık/dostluk ilişkilerini aksatmadan devam ettiren; Uşak’ın iplik-dokuma tezgahlarıyla ilk girişimci işletmecilerinden olan  Hacıdemircioğlu  Faik Demirci’dir.  Birbirlerini ziyaret eden,  telefonla arayan, hâl hatır soran bu iki insanın dostlukları gençlik yıllarına dayanır.  Ege’li iki gencin kader çizgileri okuma yıllarına rastlar. İzmir Ticaret Lisesi’nde 1943-1945 eğitim ve öğretim yıllarında samimi arkadaşlıklarının başlangıç yıllarıdır…

Genç Ethem’in en yakın arkadaşı Uşaklı Faik’tir. Okulda ve yurtta beraber ders çalışırlar. Onlar için İzmir, büyük, güzel bir deniz kentidir. Tatil günlerinde Kordonboyu’nun iyodlu havasını teneffüs ederler. Ege Denizi’nin turkuaz yeşili rengini, manzarasını doyasıya seyrederler. . Bu yakın arkadaşlığa yine bir Uşaklı olan Mazhar Kutsal da  katılır. Talihin büyük bir tecellisi ki, 1950’li yıllarda İstanbul’da vatani görevlerini birlikte yaparlar.  Ayrı yerlerde yaparlar,  ama iletişimlerini hiçbir zaman koparmazlar. İzinlerinde tarih ve kültür kenti İstanbul’un tarihi kültürel değerlerini gezerler. Okul, askerlik arkadaşlığı ve daha sonra da evlendiklerinde Akhisar ve Uşak’a ailecek gelip gitmeleri devam ettirirler. Altmış yedi yıldan beri dostluğun erdemine ulaşan nadir iki insan…

Bakırlıoğlu-Demirci Ailesi’nin gıpta edilecek durumları bunlar…Faik Demirci mutad Akhisar’a gelişinde; Ethem Bakırlıoğlu’nun esnaf arkadaşlarıyla ticari, sınai yönden bilgi alışverişinde bulunur. Bir gün Mehmet Bakırlıoğlu’nun kavafiye dükkanında otururken Necati Kuloğlu, bana şunları dedi: “ Sizin kayınpederinizin akıl vermesiyle Akhisar’da ilk asri ekmek fırını hayata geçirildi.” dedi. Tabiî ki bende memnun olmuştum.

Rahmetli Ethem Bakırlıoğlu’nun hayat serüveninden kesitleri sunarken; onda gördüğüm hususiyetlerden birisi de hiç şüphesiz  kültür ve eğitime verdiği önemli katkılarını burada yazmadan geçemeyeceğim. Rahmetlide kentlilik, kentli olma bilinci vardı. Yukarıda da söz açtığım gibi, kalkınmanın, gelişmenin, memleket ekonomisinde ana hedefin: eğitim, öğretim ve kültürden geçtiğini biliyordu.  Girişimde bulunduğu veya maddi katkıda bulunduğu şeyleri pek açıklamazdı. Vefatı nedeniyle cenaze töreninde bulunmak üzere gittiğimiz Akhisar’da  değerli oğlu Mehmet Bakırlıoğlu, taziyeye gelenlere ve bana şöyle dedi. “ Babam, yaptıklarını pek açığa vurmazdı. Akhisar Egemenlik Meydanı’nda bulunan Heykeltıraş Hüseyin Gezer’in eseri Atatürk Anıtı’nın ve Akhisar Lisesi Öğrenci Yurdunun yapılmasında katkıları vardı. Bunları söylemezdi. Tahmin ediyorum ki, Zeynelzade Halk ve Çocuk Kütüphanesi’nin yapımında ağabeyi rahmetli Vehbi Bakırlıoğlu ile birlikte maddi katkıda bulunduğunu biliyorum.

Sözün özü: Ölüm hepimizin kapısını mutlaka bir gün çalacak. Shakespeare’in ünlü Hamlet oyununda söylediği gibi, “…kullar Allaha en yararlı kullar Allahın en yakın olanlarıdır.” Sözüyle paralellik kurarak, rahmetli Ethem Bakırlıoğlu bir pırıltı verir Akhisar’a kendinden, yok olup gitse bile…O pırıltıyı sürdüren arkasında çok sevdiği iki değerli oğlu Mehmet ve  Melih Bakırlıoğlu onun ilkelerini yaşatacaklardır. O mavi semalarda bir kutup yıldızıydı. Suyolu Mezarlığı’nın asırlık ağaçlarının gölgeliğinde, Gani Baba’nın aguşunda, “ asude bir bahar ülkesine” toprağa tevdi ettik. Onu yine yalnız bırakmayan kadim dostu Faik Demirci’nin gözyaşı içinde iki kürek toprak atması ve ruhuna fatiha okuması, beni bir hayli hüzünlendirdi..

Ruhu şad olsun!...Nur içinde yatsın!..