10.06.2010

30.ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE AHMET MUHİP DIRANAS

Ahmet Muhip Dıranas(1908-1980) idealist duygu ve düşüncelerinden yola çıkarak yerel izleklerden ulusal sanata (kendi söyleyişiyle:”milli karakteristik” tarzı Ş.Ö.)yönelme tartışmalarını gündeme getirir.Kendi bakış açısıyla Cumhuriyet dönemi resim sanatının evrelerini,sorunlarını irdeler.İdealist,yerel ve ulusal resim anlayışını yurt düzeyinde geliştirerek,özümseyerek o yönde eserler verilmesini arzu eder.Resim sanatımızı yurtiçinde ya da yurt dışında tanınması yolunda çaba gösterir. Şairin “milli  karakteristik”sözü bir leitmotiv olarak sürekli tekrarlanan ana fikirdir. Başka bir deyişle idefiks(idefixe)halinde düşüncesinde yer eder.Ona göre ressamların yurtiçinde düzenledikleri” gezici sergiler” halkımızın resim sanatını yakından tanımasını ve ilgilenmesini sağlamıştır.Resim sergilerindeki gözlemlerini,izlenimlerini yoğun bir duygu ve estetik aktarımını gerçekleştirme çabası içindedir.Yazılarını,yorumlarını bu noktaya odaklandırır.Anadolu bozkırlarının,yaylalarının manzaraları;insanımızın yaşam kesitleri tuvaller(d)e yansıtılmalıdır
 
Ruhun içsel gereksinimiyle ilgili her şey güzeldir.İçsel duygulanımlarla yapılan her sanat eseri güzeldir,değerlidir.Çünkü o,duygu ve güzelliklerin insanıdır.Cumhuriyetle birlikte gelen idealist duygu ve düşünceler,heyecanlar,yeniden var olma kavgası veren Türkiye Cumhuriyet’inin amaç ve ilkeleri şunlardır:Düşünmek,çalışmak,derinleşmekle birlikte,”sanat”ı da toplumsal dönüşüm ve değişimin öncüsü olarak görüyor.”Sanat yapma” bireysel heyecanların yoğunlaşmasıdır,bütün güzel sanatlar,hareket ve etki yaratan veya yaratır gibi olan faaliyetlerdir.
 
Ahmet Muhip Dıranas’a şiir yazmayı özendiren,ona yeni ufuklar açan,yol gösteren “sanatı bir aşk mesafesi”nde gören,seven,estet yönüyle Türk resim sanatına yeni düşünceler ve boyutlar kazandıran Ahmet Hamdi Tanpınar da sanat felsefesinin kriterlerini sentezci bir yaklaşımla şöyle dile getiriyordu:”Bizim sanat tutumumuz ve davranışlarımız,teklif ettiğim şey ne türbedarlık ne de mazi hırdavatçılığıdır.Bu toprağın macerasını ve kendi maceramızı bilmek,onun içinden tabii şekilde yetişmek ve Batılı anlayışla,Batılı ustaları severek eser vermeleridir”der.
 
Bütün bu düşüncelerin ruhu,ideali,geleceğin Türk resim sanatına yön verecek,sanat eseri kazandıracak genç kuşak sanatçılarımıza duygu akışı ve bilinç aktarımıdır.İnsan,toplum(çalışma düzeni),doğa üçgeninde var olan konular gerek yaşamdan bir kesiti bütün gerçeği ile yansıtmak,gerekse canlı karakterler yaratarak tuvallerde biçimlendirmektir.Diğer bir deyişle,sanat penceremizi açık tutarak bütün ışığıyla,havasıyla,turkuaz maviliğiyle deniz;gökyüzünün sonsuzluğunu simgeleyen ak ve gri bulutlar,mor dağlar,yeşilin her tonunu üzerinde taşıyan ağaçlar vb. ressamların duygu pınarlarını coşturan nesneler evrenidir.
 
Ahmet Muhip Dıranas sanat konusunu özellikle resmi sistematik disiplin içinde sanat ontolojisi,sanat felsefesi yönünden ele alıp işleyen “sanat eseri dediğimiz var-olan’ı somut bir varlık olarak ele alıp çözümlemez”.(Tunalı,Sanat Ontolojisi,I965 s.III)O,bir ideolog veya sanat eleştirmeni değildir şüphesiz…Ama o,hep bir sanat gönüllüsü,deyim yerindeyse “sanat havarisi” olarak kalır.Ressamlarımızın İstanbul-Ankara ya da çeşitli yurt köşelerinde düzenledikleri “gezici sergiler”in yararlarından söz eder.Toplumun resim sanatını yakından tanıması ve ilgi duymasını sağlayan tanıtım yazıları yazmıştır.Yazılar içerik yönünden derinlikli değildir.Ama kalın çizgiler halinde özlü bir biçimde dile getirilen konu:şiirsel,akıcı bir üslupla düşüncelerini nakleder.”Estetik haz””ve “estetik algı” arasında gidip/gelen duygulanımlarını okuyucuya aktarır.Ona göre estetik haz,insanın kendi dışında bulunan bir objede kendi  kendinden haz duymasıdır:Şiir,müzik,resim,heykel ve mimarlık yapıtları birer gerçek varlık olarak gerçek dünyanın içinde yer alır.Öte yandan estetik algı,bize estetik objeyi veren karama tarzıdır.Resim sanatını ve sanat eserini estetik algı+estetik obje=estetik haz düzeyinde görür.Estetik algı,bize görünüşü,diğer bir deyişle biçimi veriyor.Görünüş kavramı ise estetik’in en önemli fenomenlerinden birini dile getiriyor:O da güzel(lik)…
 
İNSAN KİŞLİĞİNİ YARATAN SANATA DOĞRU YOL ALMA…
 
Ahmet Muhip Dıranas Halkevleri’nde geleceğe adanmış yetenekli,birikimli gençlerin etkinliklerini:”Resim,fotoğrafçılık,tiyatro”gibi güzel sanatların her bölümünün/dalının bir yaşam biçim ya da yaşamla bütünleşme yolu olarak görür.Bu nedenle etkinlikleri Anadolu Sergileri’nin devamlılığı diye tanımlar ve üzerinde fikir yürütür.Onun odak noktasını belirleyen düşüncesi:Türk resminin oluşum ve gelişim koşulları dikkate alınarak amatör genç kuşak yeteneklerin ve profesyonel anlamda sanatçıların(ressamların)Anadolu’ya açılmaları…ve Anadolu Sergileri’nin devamlılığı…Anadolu yöresinin doğasını,insanını,yaşam biçimini gözlem ve izlenimlerini,gördüklerini,yaşadıklarını tuvallere yansıtmak,aktarmak sanatçılarımızın amaçları olmalıdır.Kendi sanat poetikalarını,yorumlarını gün ışığına çıkartmaları gerekir.Başka bir deyişle her sanatçı kendi yaşam  birikimlerinin koşulları doğrultusunda gerçekleştireceği özgün üslup çizgisine ulaşmak,Yöresel üsluplardan,ulusal sanata kendi deyişiyle “milli karakteristik” tarzda Anadolu’ya yönelik duyarlıkla,özgün bakış açısını ortaya çıkar(t)mak.Sanat eserinin bu ölçütlerde yapılması ve bu konuda yoğunlaşma içindedir.Bunun en son evresi de geleceğe yönelik değişim kaçınılmaz ve evrensele ulaşma kaygısını taşır.İleri sürdüğü sanatta yaratıcılığı sui generis (kendine özgü)bir yetiye bağlar.”Sanat,insan etkinliklerinin hiç biriyle karışmayan özgür bir etkinliktir.”
 
Ahmet Muhip Dıranas’a göre sanatçı gözlerini eğitmeli;özellikle ruhunu,zengin ince dengelerini tatmaya,bir eserin doğuşunu hazırlayan ön koşulları hazırlamalı:Kendi yaşam biçiminin derinliklerinde ve objenin bir resim ya da sanat eseri olabileceğini varsayarak bir “varlık” yorumunu dile getirir.Başka bir deyişle iç ve dış dünya zenginliklerini görmek,gördüklerimizden anlam çıkar(t)mak …Ona göre “biçim”,sanatın asıl öğelerinden biridir.Biçim,”mükemmeliyet”le “lirizm”in kolkola yürümesidir.Ta uzaklardan davudi sesiyle okura şöyle seslenmek ister:”Ey okur!Hayatınızda resme yer ayırın,sanatın düş gücünden yararlanın!”
 
Yine bu bağlamda sanatçı,ilkin sanata,yani kendisinin bu erdemli kavramdan neler çıkarılabileceğini,nelerin ve hangi konuların işleneceğini,her ilginin bir suje/obje bağlılığına dayandığını; kendi kültürünü,özünü,kültürün sosyal yapısını araştırmalı,irdelemeli ve yüksek bir idealin yorumcusu olduğunu kendine inandırmalıdır.Dahası,kültür birikimlerinden esinlenmeli,ama her şeyden önce,imgelem’in,algılama’nın etkeni,gizil gücü bizatihi sanatçının “yaratma”,”yorumlama” eyleminin sırları içindedir.Sanatçı gören insandır. O düşüncelerin ve sanatın sonsuzluğunda gök kuşağını bütün renkleriyle seven bir estettir.
Sanata,sanatçıya tutkun,şair ruhuyla her zaman “ düşüncelerin okyanusunda”gezinen;sanatı bir “rüya alemi” olarak gören Ahmet Muhip Dıranas’ı, 30.ölüm yıl dönümünde  sevgiyle,saygıyla anıyorum.