18.04.2016

Taşranın Gri Aydını Şener Öztop

“Taşranın Gri Aydını” Şener Öztop, benim resim öğretmenimdir.Yazdığı “Taşranın Gri Aydınlığı” kitabını okuduktan sonra O artık benim gözümde “Taşranın Gri Aydınları”ndan birisidir. Bu kitabı okuyan herkes kendi çevresinde ki Taşranın Gri Aydınlarını arayacak ve bulmakta zorlanmayacaktır.

Şener  Öztop 1946 Uşak doğumludur. 1976 da Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümünden mezun olur. Akhisar Ali şefik Orta okulunda 1979- 85 yılları arasında altı yıl görev yapmıştır. Onun Akhisar da ayrıldığı yıl ben Akhisar Lisesine başlamıştım. Yokluğunu ciddi anlamda hissettim. (“O amblemin hikayesi” yazımda satır aralarında o hisleri hissedebilirsiniz.)

1970-1980 yılları arasında Hisar ve Varlık dergilerinde desenleri yayınlanır. 1975-76-77 yıllarında “varlık Yıllıkları”nda “Yılın kitapları Bibliyografini” hazırladı.1974 yılından itibaren çeşitli edebiyat ve sanat dergilerinde; Ilgaz, Ankara sanat, Türk Edebiyatı,Sanat Olayı, Türk Dili,Milliyet Aktüalite, Milli Eğitim, Çağdaş Eğitim,Akkadın, İş bankası Kültür Sanat, Türkiye Günlüğü,Hürriyet Gösteri,Papirüs, Genç sanat, Türkiye de Sanat,rh+,sanat art, Artist Modern, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap dergilerinde  kültür, sanat eğitimi, kitap değerlendirme yazıları yayınlandı. 1992 de MEB yayınları Biyografi Dizisinde “Ömer Bedrettin Uşaklı” adlı kitabı yayınlandı. 2010 yılında “Taşranın Gri Aydınlığı” kitabı yayınlanmıştır.

Katıldığı Sergiler:
 
1976 Devlet resim ve heykel Sergisine:”Kerim Devlet Ağacı” tablosu ile katılır.
 
1977 devlet resim ve heykel sergisine : “Kütahya da Zaman” tablosu ile katılır.(Bu tabloyu Kültür Bakanlığı satın almıştır.)
 
1978 Devlet resim ve heykel sergisine: “Amasya da tarih” tablosu ile katılır.
 
1988 “Orman ve çevre güzelliklerimiz” konulu resim yarışmasında “İkili asırlık Ağaç” adlı tablosu sergilenmeye değer bulunur.
 
1991 (GESAM) Türkiye Güzel sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği sanatçılarının  “Anadolu Sergilerine” katılır.
 
2007 “Kültür sanatta 40 yıl “ retrospektif sergi Kütahya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Güzel sanatlar Galerisi
 
2008 “8. Şefik Bursalı Resim yarışması”nda “ Kütahya kalesi (Hisar) adlı tablosu sergilenmeye değer bulunmuştur.
 
Ve devam eden nice sergileri ve sanat etkinlikleri…
 
 
Haber sitemiz  “Akhisar Haber” de  şehrimiz eşrafından Ethem Bakırlıoğlu nun ölümünün ardından  “Cumhuriyet ve Atatürk Aşığı Ethem Bakırlıoğlu'nun Ölümü Akhisar'da Üzüntü Yarattı “ başlıklı yazısı yayınlanmıştı.O yazıyı hatırlatma adına hemen linkini vermeliyim:
 
http://www.akhisarhaber.com/cumhuriyet-ve-ataturk-asigi-ethem-bakirlioglunun-olumu-akhisarda-uzuntu-yaratti-6618h.htm

Bilmeyenler için Onun  www.usakolay.com  da yazmaya devam ettiğini belirtmem gerekiyor.
 
Taşranın gri aydınlığı ressam Şener Öztop un kültür ve sanat konulu yazılarını bir araya getiriyor. İki bölümden oluşuyor. İlk bölümde ağırlıklı olarak kültür ve edebiyat konularını ele alan söz sanatları, ikinci bölümde ise görsel( plastik) sanatlar ile kitaplara dair yazılar yer alıyor.
 
Sanat merkezleri ağırlıklı olarak büyük kentler ve metropollerde bulunur. Öztop ise bu merkezlerin uzağında bir Anadolu kentinde kitaplar ve resimler arasında yaşamını sürdürüyor.
 
Kitaptaki yazılar Öztop’un bu konumundan süzülüp okura okura yansıyan nitelikli kültür sanat yazıları olmasının yanı sıra, devletin kültür politikalarında ki sorunları da göz önüne seriyor diyebiliriz. (kitap tanıtımından) Türü deneme ve eleştiri tarzındadır

Taşranın Gri Aydınlığı kitabı için “Ne muthiş bir isim! İçinde çok şey barındırıyor.Hüzün,çaba, arzu, yakınma ve umut…” diyor Prof. Dr. Gül İrepoğlu. Sanat tarihçisi ve yazardan böyle övgü almak kolay değildir.
 
Kitabın arka kapağına Osman Hakan A. nın yazdığı notu okuyan kitabı okumak için lazım gelen güdülenmeyi  hemen alacaktır.
 
“Karanlığın ortasında gri bir leke,Taşranın Gri Aydınlığı’nı sesleyip, bütün yolların çıktığı o büyülü şehri doyurmaya çalışır. Gri leke, taşra diye adlandırılan Anadolu şehirlerinin giderek kaybolmak üzere olan bilincidir. Ömer Bedrettin Uşaklı, Halit Ziya Uşaklıgil, Besim Atalay gibi aziz hemşehrilerimizin fışkırdığı toprakların rengidir bu. Sözgelimi, bir Uşak’lılık, bir Kütahya’lılık, bir Manisa’lılık bilinci ve kim bilir daha nice Anadolu şehrinden olmanın bilinci, usul, usul, İstanbul denen o büyük kimliğe akar ve yavaşça o kimliğin kendisi olur.

Anadolu şehirlerinin kimliklerinden vazgeçemeyiz. Taşrada unutulan aydınlar, yalnızca taşranı yok sayılmasının acısını yaşamıyorlar bugün, aynı zamanda, yaşadıkları şehirlerin kimliklerinin yok sayılmasının acısını da duyuyorlar içlerinde. Ne acı ve ne hazin!..

Bugün taşra, kültürsüz devlet memurlarının eline terk edilmiş durumda.
 
Selim İleri, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki “Yazı Odası” adlı köşesinde, değerli kültür adamı Şener Öztop’un kendisine yazdığı bir mektubu “Uşak’tan Mektup Var”, başlığıyla yayınlayarak duyurdu okurlarına. Tabii, bu yeterli olmadı. Bunu, Şener Öztop’un, “Karanlık o kadar yoğun ki, besbelli, ufacık bir silkiniş bize sanatın ve kültürün onarıcılığını getirecek.” deyişinden anlıyoruz.

Aziz dostum, sevgili hemşehrim, ressam ve yazar Şener Öztop, bu kez, daha uzun bir mektup yazmış İstanbul’a. Sabır ve özenle okunması gereken bir mektup. Ben, bu uzun mektubu, yalnızca aydınların değil, devletin kültür politikalarını belirleyen idarecilerinin de, dikkatle okuması gerektiğine inanıyorum. Çünkü, gelecekte, taşrayla ilgili bir kültür politikası üretilecekse, Şener Öztop’un bu kitabına şiddetle ihtiyaç duyulacak. Orda görülecek, “gri”nin, bu ülkenin asıl rengi olduğu.”

Osman Hakan A. bir şair. “Gül Odası” şiir kitabı var. Şener Öztop un hemşehrisi olduğunu bilmiyordum.
 
Selim İleri’nin “Denizsiz küçük taşra şehirleri siz olmasaydınız yalnızlık anlaşılır mıydı?” sözü ile başlıyor kitap. Yayıncı Gri Kitaplar’ın, sloganlaştırdığı  Andre Gide’nin “Gerçeğin rengi gridir.” sözüne insan bir kitap yazabileceğini hissi verdirerek. Bu söz kitaba daha başka anlam eklemiş sanki. Anlam çoğaldıkça çoğalmış, Çağıldamış!
 
Sanat  tarihçisi Prof Dr. Kıymet Giray’ın önsüzü bu kitabı neden mutlaka okumamız gerektiğini anlatıyor. “Şener Öztop’un yazıları taşranın gri aydınlığına ışıklar saçıyor” bu sözü büyük harflerle yazarak vurgusuna dikkat çekiyor.
 
“Sanat merkezleri çoğunlukla büyük kentler ve metropollerdir. Dünyanın neresinde olurlarsa olsun sanat adına yola çıkanların duraklarının hedefleri bu akışın içinden ana hedefe büyük merkeze doğru uzanır. Sanatın vazgeçilmesi olan atılımları duymak, görmek, uygulamak,sanatın durdurulamayan gelişmesine katılmaktır hedef. Kaynağın sularıyla yıkanmak ve serpilmektir amaç.
 
Kuşkusuz bu kaynağın suları küçük kentlerden beslenir.” diyor.
 
Taşra gücünün farkına varabilirse kendini önemsettirir. Öztop taşraya gücünü fark ettirme uğraşısında.
 
“Kitaplar gecenin aydınlığı, bilgilenmenin sonsuzluğudur”
 
 Bu kitabı “Gri Kitaplar” yayın evinden çıkmış. Basım yılı 2010.
 
Sanatçı sadece üretmez; yaşadığı ortamda ki sanata ve sanatçılarla etkileşimde olmalıdır. Doğduğu ve havasını soluduğu ekmeğini yediği şehrin geçmişinde yaşamış ama yeni kuşaklarca pek bilinmeyen sanatçıların hayatını, sanat görüşünü eserlerini araştırmalı, derleyip sunmalıdır. Bu sanatçı duruşudur. Şener Öztop bu duruşunu 1992 de basılan ilk kitabında gösterdi. Uşak da doğmuş ve yaşamış bir şairin biyografisidir bu çalışma.  “Ömer Bedrettin Uşaklı“ isimli ve 1992 basımlı kitabında şairin hayatı,sanatı, şiirleri ve makalelerini okurlara sunmuş.Lise son sınıf öğrencisi iken takvim yaprağında gördüğü Şair Ömer Bedrettin Uşaklı'ın ölüm yıl dönümünde yazılmış kısa yazının “gözüne çarpması” ile başlayan araştırma süreci yirmi yılda olgunlaşıyor. 1966-1986 yılları arası yirmi yıl süren zaman diliminde yapmış olduğu araştırmaya “mütevazi” demesi Şener Öztop'a olan sevgimi daha da arttırıyor. Şair hakkında çekilen belgesel filminde yardımları olduğunu öğreniyoruz. Bu kitap ile çevremde ki sanatın sesine daha kulak verir oldum.  O sesi daha da artırmak adına yapabileceğim çalışmalara, araştırmalara vesile oldu.
 
  Bursa da üniversite öğrencisi iken bir şiir dinletisine katılmıştım. Konusu yaşamda olmayan taşra şairleri idi. İsmi okunan kişi oturduğu yerden kürsüye gidip seçtiği şairi kısaca tanıtıp şiirleri hakkında bilgi verdikten sonra şiirlerinden bir kaç tane okuyordu. Hemen sağımda ki orta yaşlı bir adam alkışlarla kürsüye gidip Uşak’lı bir şairden bahsetti. Sonra da şiirlerini okudu. Yanıma oturduğunda elinde tuttuğu kitabın yazarı beni duygulandırdı. Kitabın yazarı Şener Öztop idi. Kısık sesle bakabilir miyim dedim. esim öğretmenimin şiirle ilgilenmesi hem de bir kitap yazması beni etkilemişti. Dalıp gitmişim. Kürsüde konuşmalardan okunan şiirlerden kopmuştum. Program bittiğini kitabın sahibi omzuma dokunduğunda anladım. Şairi tanıyıp tanımadığını sordu. “Hayır,ama yazarı benim öğretmenimdir” dedim. Uzun uzun sohbet yaptık. Kendisinde bir tane daha olduğunu söyleyip o kitabı bana hediye etti. O sohbet sonradan yapılacak şiir sohbetlerine katılmamı kolaylaştırmış oldu. Şener Öztop’ un öğrencisi olmak bana ayrıcalık yaratmıştı.
 
  “Hisar” ve “Varlık” gibi edebiyat dergi arşivleri olan kişilerle tanıştım. Bu arşivi incelemek için hafta sonunun gelmesini iple çekerdim. Bu dergilerde ki şiirleri inceler, ilgimizi çekmiş bazı yazıları değerlendirirdik. Ben ayrıca o dergilerde ki çizimlere göz atardım. Bir tanesinde Şener  Öztop imzalı çizim gördüm. Ben öğretmenimin bu kadar üretken olduğunu ve sanat dergilerinde paylaşımcı yönününoduğunu bilmiyordum. Uzun uzun bakakaldım. Arşiv sahibi Onun desenlerinin sıkça çıktığından bahsetti. Hatta ön kapak da çıkanlarından gösterdi. Bu çizerle neden ilgilendin diye sordu haklı olarak. “Şener Öztop benim resim öğretmenimdir” dedim. Fotokopi çektirerek yazıma alıyordum. Mezun olurken bana çok ilginç bir hediye sundu bu ağabeyim. Hisar dergisinin son sayısıydı. Ve kapağında Onun deseni vardı. Koskoca “Hisar” , benim öğretmenimin deseniyle veda ediyordu okurlarına…
 
Aradan uzun yıllar geçtiği halde öğretmenim hala yanımda gibi hissediyordum.
 
 
Orta öğretim resim müfredatı amacı geldi aklıma. Benim oğlanlar orta okulda okudukları için incelemiştim. Neymiş bir bakalım bu müfredata :
 
“Görsel okuryazarlık, algı ve estetik bilincine sahip, Görsel sanatlar alanındaki temel kavram ve uygulamalar konusunda bilgi, beceri ve anlayışa sahip, Görsel sanatlar ile ilgili tartışmalara etkin olarak katılan ve bu tartışmaları değerlendiren, Görsel sanatların doğası ve kökenini inceleyen, değerini sorgulayan, Güncel kültür-sanat nesnelerini bilinçli olarak izleyen, Görsel sanatlara ait kültürel mirasın değerini anlayan ve onları koruyan, Görsel sanat çalışmalarında bilgi, malzeme, beceri, teknik ile teknolojiyi etkin ve güvenli bir şekilde kullanarak düşüncelerini ifade eden, Görsel sanatları diğer disiplinlerle ilişkilendiren, Sanat alanında etik davranış gösteren, Sanat alanıyla ilgili meslekleri tanıyan, Çevresini inceleyen, ondan esinlenen ve onu gelecek nesillere aktaran, Görsel sanatları öğrenmeye ve uygulamaya istekli bireyler yetiştirmektir.”
 
Şener Öztop'un  derslerinden tam not almış bir öğrencisi olarak o yılları hatırladığımda bunları bize fazlasıyla verdiğine inanıyorum.
 
Aradan otuz yıldan fazla bir zaman geçtiği halde ben hala kitaplarımı ciltleyebileceğimi inanıyorum. Çamurdan heykel yapabileceğimi, renkli küçük taşlardan mozaik yapabileceğimi, ebru yapabileceğimi, halı ve kilim dokuyabileceğimi de. Eksik olan sadece cesaret ve malzeme.
 
Akhisar böyle değerli sanatçıdan yeterince istifade edemediğine üzülüyorum. Akhisar’dan kırgın ayrıldığını öğrendim. Oysa Akhisar da görev yaptığı 6 yıl içerisinde öğrencilerine sanatı sevdirdi. Unutulmayacak anılar bıraktı. Yıllar sonra sosyal medyadan kendisine ulaştım. Her gün paylaşımlarını dikkatle takip ediyorum. Hala O’nun öğrenciliğine devam ediyorum.

Şener Öztop'un öğrencisi olmak bana hep ayrıcalık yarattı.
 
Bu yazımı okuyanlar arasında O’nun öğrencisi olma şansını yaşamış kişiler hemen diyeceklerdir; “Benim de resim öğretmenim Şener Öztop tur”.
 
Fakat ben, “resim öğretmenim Şener Öztop'tu.” demedim; “Şener Öztop benim resim öğretmenimdir” dedim. Bunlar farklı şeyler.
 




Yazarın Diğer Yazıları