13.12.2017

İki önemli yazarımızla dün ve bugün..

.
 
        Peyami Safa (1899-1962) Türk Edebiyat Dünyasının önemli imzalarındandır ve gazetecidir ayrıca... Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Yalnızız gibi psikolojik türdeki eserleriyle Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında ön plana çıkmıştı. 
        Yaşamının tamamını yazarak geçiren, başka bir gelir kolu olmayan bir yazardı. Bu nedenle de son nefesine değin düşündü, yazdı.
        Bugün Peyami Safa'nın 60 yıl önce yazdığı "Devlet Otoritesi" başlıklı köşe yazısını sizlere sunuyorum.  Okuyup yorumu siz yapınız:
        "....... Halk Partisi iktidarının dağ başlarından bile kovduğu haydutluk, Demokrat Parti iktidarının dördüncü, beşinci ayında  en kalabalık şehirlerin işlek caddelerine kadar kadar bile sokulabiliyor. 
         Aradaki farkı, ne polisin sayısında, ne tabancasında arayınız. 
         Emniyet kuvvetlerimizde değişen bir şey yoktur. Jandarma ve polisin miktarı azalmadığı gibi silahlarının barutu da ıslanmamıştır. 
         Ahlak terbiyesinin yetersizliği, din duygusunun gevşemesi, açlık ve yoksulluk gibi sebepler de bu salgını izah edemez. 
         14 Mayıs'tan (1950) önce suç ve dereceleri bu korkunç nisbetten çok uzaktı.
         Farkın sebebi, devlet otoritesinin her türlü karanlık cüretleri azdıracak derecede gevşemiş olmasıdır. Bizzat otorite mefhumu buhran içindedir.
         Fransızların "prestije", Osmanlılar'ın "sulta" dedikleri tesir büyüsü, bir devlet için, emniyet kuvvetlerinden ve silahlarından çok evvel gelen bir disiplin şartıdır. 
         Demokrat Parti, beş seneden beri, Atatürk nizamına  ve Halk Partisi otoritesine ölçüsüz saldırırken, mücerret olarak nizam sevgisini ve otorite saygısını yıkmağa uğraştığını düşünmedi ve bineceği dalı kesmeğe çalıştığını fark edemedi. 
         Bugün kendi elleriyle kestiği dalın  üstünde oturmaktadır. 
         Bunu bilse, çaresini arayabilir. Fakat  Başbakanımız öylesine iyimser  bir zat-ı şeriftir ki; memleketin her zamandan ziyade  bugün huzur  ve emniyet içinde olduğunu iddia edebiliyor!"
                                                                     ***
         Türk Edebiyatının önemli kalemlerinden gazeteci/yazar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889- 1974) ise o dönemde yaşanan sorunlar için kısaca şöyle bir tanı yapıyor "Sosyoloji ve Politika" başlıklı yazısında:
          "........cemiyet meseleleri ve toplum hayatının davaları gündelik politika ile demagojik edebiyatın, hitabenin mevzuu olmuştur. Yani bu meseleler, bu davalar bir takım dar ve sathi görüş kalıpları içinde hakiki mahiyetlerini kaybederek ne oldukları bilinmez hale gelmiştir."
           Yorum hürdür ve size aittir  elbet...
           Bir de; o dönemde toplum önüne kimlerin yazar olarak çıktığını bugünle karşılaştırmanız ricamdır  ayrıca...
 




Yazarın Diğer Yazıları

» THY ve yerel gazeteler... Devamı » » Siyasetçi "Kır Şarkısı" söylemeli... Devamı » » Trump'tan çok ABD toplumu kabahatli... Devamı » » Milli Eğitim Bakanı Selçuk'a başarılar di Devamı » » Batı'nın samimiyetsizliği ve Türkler... Devamı » » 30 Ağustos Zaferi'ni düşünmek... Devamı » » ​Karınca gibi olamamak... Devamı » » Milli eğitim... Milli sorun... Devamı » » ​Kasım Gülek yaşasaydı... Devamı » » Şanslı mıyım? Devamı » » Meral Akşener bırakmamalı... Devamı » » Dileriz avaryasız bir dönem olur... Devamı » » Batı ve "koltuk savaşı..." Devamı » » "Edep dar'a çekilir, edepsiz alkış tutar. Devamı » » ​Ben "Araştırmacı Yazar" değilim... Devamı » » Çernobil olayı üzerinden insan manzarası. Devamı » » 18 Mart'ı düşünürken... Devamı » » ​Bu kez "Türk Tokatı..." Devamı » » Batı... Yaşam.... Ve sömürü... Devamı » » Teknolojik yenilikler ve insan... Devamı » » İktidar ve muhalefet diyaloğu Devamı » » ABD'nin nihayi amacı... Devamı » » "At-Avrat-Silah" sevdası!.. Devamı » » ​Değişen bir ABD bu... Devamı » » ​Bu cinayetlerin vebali kimin? Devamı » » Diploması, demokrasi ve dikta... Devamı » » Trump'a yakışan... Devamı » » Tarımda ulusal seferberlik dönemindeyiz.. Devamı » » "Yeni bir Türkiye kurulur ve...." Devamı » » TV dizileri ve RTÜK... Devamı »