22.12.2017

Diploması, demokrasi ve dikta...

        Önce dikta yönetimden başlayalım. Yalnız bir kişinin iki dudağının arasından dökülecek söz ya da iki cümle emirle yönetimin adıdır dikta... Kurduğu yönetimle kendi keyfi görüş ve istekleri çerçevesinde ülkesini yönetip kendince mutlu olan kişidir diktatör...
      
  Hak, hukuk, sosyal adalet, insan hakları vb. nice kul hakkı hep onun istediği ölçüde gerçekleşir.
        Şimdi bu noktada soralım?
        - ABD Başkanı bir diktatör müdür?
        Öyle ya; seçim öncesi verdiği;  "Kudüs'ün İsrail Devletinin başkenti olması" kişisel vaadi,  Trump'u ne denli ilgilendiren ve bağlayıcı bir konu idi acaba?
        Trump, İsrail'e mi Başkan seçilecekti?
        Başka bir ifadeyle İsrail, ABD'nin bir eyaleti midir.
                                                                        ***
        İki bağımsız devlet ABD ve İsrail... İsrail, bulunduğu bölgede yaşam alanını genişletmeyi kuruluşuyla birlikte vazgeçilmez, ulusal bir  ülkü/ideal edinmiş. Batılı devletler de bu ülkünün/ idealin gerçekleşmesi için İsrail'in arkasında durmayı kendilerine görev bildiler/biliyorlar.
İsrail'in Ortadoğu'da devlet olarak ortaya çıkışının bir nedeni de Batılı devletlerin onu desteklemeleri olduğunu bilmeyen yok herhalde.
        Şimdi ABD Başkanı Trump, vaad etti diye üç semavi dinin kutsal bildiği Kudüs'ü İsrail'in başkenti yapma girişiminin hiç bir yasal yanı-yönü yokken; tüm dünyaya böyle bir dayatmada bulunması dikta değil de ne?
        Diplomasi tanımama, devletler hukukunu çiğneme Trump'un dikta  tutumunun/davranışının örneği olarak gösterilecek bundan böyle.
        Birleşmiş Milletler (BM) kararlarını çiğneme de aynı anlamı taşır elbet.
        O zaman hepimiz böyle bir anlamsız dayatmaya karşı gelme, karşı koyma hakkımız olduğunu unutmayalım.
        Yirmi birinci asırda dünyanın en güçlü devletinin başında bulunan kişinin; diktatör vari bir tutum sergilemesi demokrasi için en büyük olumsuzluk olduğunu herkes kabul ediyor.
        Demokrasiyi solla, diplomasiyi çöpe at, sonra da bildiğini okuyup, kendi kafana  göre tüm devletlere kafa tutup eyleme geç...
        ABD gibi insan hakları, hak-hukuk, demokrasi konularında örnek olması gereken bir ülkenin başındaki kişinin dünya devletlerine "gözdağı vermesi" hiç hayra alamet olarak gözükmüyor.
        İkinci Büyük Savaş öncesinin atmosferine doğru itilmek istenen bir dünyada yaşıyoruz ne yazık ki... Kendi refahı, mutluluğu için gelişmemiş ülkelerin doğal kaynaklarına göz koyup, kurdukları/kiraladıkları taşeron terör örgütleriyle Ortadoğu'da on yıllardır insan kanı akıtan, insanları evlerinden, yurtların eden bir anlayış/düşünce  zaten Batılı olamazdı, demokratik ve hiç insancıl hiç...
         Olsa olsa kendi varlığı/yaşamı için başkalarının ölmesine göz yuman/kapayan; önceki dikta kafalı, sömürgeci zihniyeti sürdürmek isteyen bir anlayış olur herhalde.
         ABD Başkanı Trump'a dünya ulusları demokrat ol, demokrasi sınırlarını aşma diyor.