Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13-20 Mart tarihlerini “İyilik Haftası” olarak ilan etmesi kapsamında Uşak Eğitim ve Araştırma hastanesinde organ bağışı standı açıldı.
Standı ziyaret eden vatandaşlara organ bağışının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı ve bazı vatandaşlar organ bağışında bulunurken bazılarınada bilgilendirme yapıldı.
Hastane Başhekimi Doç. Dr. Tarık Acar da örnek bir harekette bulundu ve organ bağış formunu doldurarak organlarını bağışladı.
Acar, “Her kim ki bir canı kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış olur anlayışıyla bir bağış, bir hayat kurtarır” diyerek tüm vatandaşları organ bağışı yapmaya davet etti.
Organ Bağışı Nedir ve Neden Önemlidir?
Organ bağışı, tamamen gönüllülük esasına dayalı tıbbi bir uygulamadır ve hayati organ bekleyen hastalar için yeni bir yaşam umudu sunar. Türkiye’de gerçekleşen tüm beyin ölümleri, Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Merkezi tarafından takip edilir. Beyin ölümü tespit edilen bir kişinin organları, ailesinin onay vermesi durumunda, organ nakli bekleyen hastalara bağışlanarak kullanılabilir. Eğer kişi sağlığında organlarını bağışlayacağını belirtti ve resmi kayıtlara geçtiyse, ölümünden sonra nakil süreci hızla başlatılır.
Organ bağışı, kişinin kendi isteğiyle, 18 yaşını doldurduktan sonra sağlık kuruluşlarına başvurarak yaptığı bir taahhüttür. Bağışçılar, devlet hastaneleri, özel hastaneler, sağlık müdürlükleri veya aile hekimlikleri gibi yetkili kuruluşlara başvurarak organ bağış formunu doldurabilirler. Form doldurulduğunda bağışçıya özel bir kart verilir ve bilgileri Sağlık Bakanlığı’nın Organ ve Doku Bağışı Bilgi Sistemi’ne kaydedilir. Ancak bağış kartı tek başına bağışın kesin gerçekleşmesini sağlamaz. Beyin ölümü gerçekleştiğinde, yetkililer sistemden bağışçının kaydını kontrol eder ve aileden son onay alır. Bu aşamada ailenin verdiği karar belirleyici olur, ancak kişinin önceden organ bağışçısı olması genellikle ailenin bu kararı almasını kolaylaştırır.
Organ Bağışı Neden Hayati Öneme Sahiptir?
Toplumda organ bağışı konusunda en büyük endişelerden biri, bağışçının bilgilerinin kötü niyetli kişiler tarafından öğrenilebileceği yönündedir. Ancak bu bilgiler yalnızca Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından görülebilir ve üçüncü şahıslarla paylaşılması mümkün değildir. Bu tür yanlış bilgiler nedeniyle birçok insan organ bağışından çekinse de, organ nakli bekleyen binlerce kişi için bağışçılar tek umuttur.
Organ nakli canlıdan canlıya veya kadavradan gerçekleştirilebilir. Canlıdan canlıya nakiller özellikle böbrek, karaciğer ve akciğer gibi organlar için mümkündür. Genellikle aile bireyleri arasında yapılan bu tür nakillerde, bağışçı detaylı sağlık taramalarından geçirilerek kan ve doku uyumu kontrol edilir. Böbrek nakillerinde, bağışçı tek böbrekle yaşamına devam edebilirken, karaciğer ve akciğer nakillerinde yalnızca bir bölümü alınarak hastaya nakledilir.
Ancak, kalp ve pankreas gibi hayati organların canlıdan canlıya nakli mümkün değildir. Bu organları bekleyen hastaların tek umudu, beyin ölümü gerçekleşmiş ve organlarını bağışlamış kişilerdir. Eğer toplumda yeterince organ bağışı yapılırsa, canlıdan canlıya nakil ihtiyacı azalır ve organ bekleyen hastalar için daha fazla umut doğar.
Organ bağışı, bir insanın hayatını kaybettikten sonra bile birçok kişiye yaşam şansı sunmasını sağlar. “Bir bağış, bir hayat” anlayışıyla hareket ederek organlarımızı bağışlamak, hem insani hem de toplumsal bir sorumluluktur.